jump to navigation

Alkım Kadıköy 15 Nisan 2007

Posted by serendipkitap in extempore.
trackback

Gima’nın 1980′lerdeki halini hatırlar mısınız? O zamanlar henüz Koç’la Sabancı arasında kapışma nesnesi olmamıştı, geniş mekanlarda boş raflar uzanırdı, bir iki çeşit deterjan (Mintax ve Omo), bulgur-fasulye-toz şeker gibi şeyler, belki biraz domates bulunurdu; içeri girdiğinizde kendinizi Sovyetler’de hissederdiniz. Sümerbank da öyleydi mesela, banka değildi (hatta “turistin teki Sümerbank tabelası görmüş, döviz bozdurmak için içeri girmiş” esprisi yapılabilir, “insan gittiği memleketin özelliklerini öğrenir” ya da “öküz turiz” nidaları arşı sarardı; şimdi düşünüyorum da, belki bu turistler yüzünden Sümerbank sonunda banka olmaya karar verdi), kumaş filan satardı, aynı boş raflarla dolu geniş ve “sovyet” mekanlarda.

Alkım’ın Kadıköy’de yeni açtığı yer, kitapçıların Sümerbank’ı hissi veriyor bana, aynı sovyetlik oraya da hakim. İnanılır gibi olmayan bir mekan düzenlemesi var, böyle bir alan bu kadar mu soğuk, çirkin ve beceriksizce kullanılır, insan şaşırıyor. Raf düzenlemeleri öyle uçuk ki: girişin sağında, dükkanın en sıkışık yerine beş raf yeni kitap koymuşlar, hiçbir şey bulmak mümkün değil; ilerisinde “dünya edebiyatı” ve “türk edebiyatı” var, sonra “kahve dünyası”na geliyorsunuz zaten, böylece kitapçının en aktif olabilecek bölümünü bir duvarda “halletmiş” oluyorsunuz. Geri kalan raf ve standlarda mesela “promosyon ingilizce”, “İlber Ortaylı”, Peyami Safa” gibi başlıklar var. Geniş yeri ucuza kapatmış ama koyacak kitap bulamamış, aynı kitaplarla raf doldurmak zorunda kalmış gibiler.

Ben bunu anlamıyorum sonuçta. Alkım’ın sahipleri de Amerika görmüş, Barnes&Noble gezmiş insanlar; paraları ve hevesleri de var; neden olmuyor peki? Çarşı içindeki eski yerleri de çok kötü düzenlenmişti, ama bu kadar değildi. Beşiktaş’taki yerleri biraz daha kitapçıyı andırır bir yer. Ama marangoza raf yaptırmakla kitapçı olunmuyor demek ki; iç tasarımcı bir mimarla çalışmak bile yetmeyebilir kaldı ki, kitapçının gereklerini çalışmış, klasik çözümleri bilen, kendi özgün çözümlerini geliştirebilmiş bir tasarımcı bulmak gerekiyor. Sonra da kitapların nasıl sunulacağını bilen bir mağazacı/perakendeciyi işe almak. Yazık günah.

Yorumlar»

No comments yet — be the first.